
‘Rahim ağzı kanseri aşısı’nda gözden kaçanlar
İlaç endüstrisinin başta gelen pazarlama taktiklerinden biri de piyasaya yeni verilen ilaç veya aşıları eşi benzeri olmayan ‘mucize tedaviler’ olarak tanıtmaları.
Bunun son zamanlardaki en iyi örneklerinden biri ‘rahim ağzı kanseri aşısı’ olarak pazarlanan ‘HPV aşısı’. Bu aşı, rahim ağzı kanserine karşı yüzde yüz etkili ve hiçbir önemli yan etkisi olmayan ‘mucize bir aşı’ olarak sunuluyor ve her genç kızın (hatta erkek çocukların da!) bu aşıyı olması için büyük kampanyalar düzenleniyor.
Nitekim FDA tarafından 2006′da onaylanan aşı daha 2008′de milyar dolarlık satış rakamlarına ulaştı. Aşının kanser öncesi değişiklikleri önlediğini gösteren faz 3 araştırma sonuçlarının 2007′de yayınlandığını söylersem, bunun ne müthiş bir pazarlama başarısı olduğu ortaya çıkar.
HPV nedir?
HPV virüslerinin farklı türleri, vücudun çeşitli yerlerinde, meselâ el ve ayaklarda, genital bölgede veya ağızda bir çeşit selim tümör olan siğil’lere yol açarlar. Bunların 100′den çok türü vardır ve 40 kadarı insandan insana cinsel ilişki ile geçer. Bu şekilde bulaşan bazı HPV türlerinin oluşturduğu enfeksiyonlar hiçbir belirtiye sebep olmaz ve tedavi edilmeden birkaç yıl içinde kendiliklerinden iyileşir. Buna karşılık bazı HPV enfeksiyonları ise uzun yıllar devam edebilir ve rahim ağzını döşeyen hücrelerde birtakım anormalliklere yol açabilirler; bu anormallikler rahim ağzı kanseri riskini artırabilir. Ancak HPV’ nin yol açtığı bu kanserlerin oluşumu için çok uzun süre geçmesi gerekir.
HPV’ler kansere yol açma özellikleri bakımından ‘düşük riskli virüsler’ ve ‘yüksek riskli virüsler’ olmak üzere iki gruba ayrılır. Her iki grup virüs de anormal hücrelere yol açmakla beraber sadece yüksek riskli HPV’ler kansere sebep olur. Bunun için de bunlara karsinojenik yani kanser oluşturan HPV’ler ismi de verilir. Kansere yol açtığı bilinen 15 tane HPV vardır. 16 ve 18 numaralı HPV’lerin tüm rahim ağzı kanserlerinin yüzde 70′inden sorumlu oldukları bilinir. Sigara içilmesi ve çok çocuk doğurmuş olmak kanser riskini artıran faktörlerdir. Ancak, bu yüksek riskli HPV enfeksiyonlarının büyük çoğunluğunun kansere dönüşmeden kendiliklerinden iyileşebileceklerini de hatırlatalım. Burada esas önemli olan, kadının bağışıklık sistemin sağlıklı olup olmamasıdır.
Rahim ağzı kanserleri, düzenli olarak smear testi yaptıran kadınlarda kanser öncesi dönemde yakalanabilir ve çok küçük bir cerrahi girişim ile de tamamen ortadan kaldırılabilir. Bu test sayesinde rahim ağzı kanserine bağlı ölümler gelişmiş ülkelerde müthiş şekilde azalmıştır: Amerika’da yılda sadece 3.600, Fransa’da 1.000 ve İngiltere’de ise 400 kadın bu sebeple ölmektedir. Ülkemizde ise her sene 1.360 kadın rahim ağzı kanserine yakalanıyor ve bunların da 600′ü hayatını kaybediyor.
HPV aşısı ile ilgili sorunlar: Bugün için bilinen, aşının daha önce 16 ve 18 numaralı virüslerle karşılaşmamış olan hanımlarda, sadece bu virüslerin yol açtığı ‘kanser öncesi lezyonları’ yüzde 96 oranında önleyebildiğidir. Aşının rahim ağzı kanserlerini de önleyebildiğinin belirlenebilmesi için birkaç on yıl geçmesi gerekmektedir. HPV aşısının, kansere yol açtığı bilinen diğer HPV virüslerine karşı koruyucu etkisi yoktur. Bu sebeple de kadınların rahim ağzı kanserine karşı smear testleri ile izlenmeye devam edilmeleri gerekir. Bu şekilde düzenli jinekolojik kontrol altındaki kadınlarda rahim ağzı kanseri zaten çok erken evrede yakalanıp kesin olarak tedavi edilebilmektedir.
HPV aşısısın vücudun diğer virüslere karşı tabii bağışıklığını azaltıp azaltmayacağı, HPV aşısı ile tip 16 ve 18′e karşı korunma sağlanırken kanser yapabilen diğer HPV’lerin kanser yapıcı etkilerinin artıp artmayacağı belli değildir. HPV aşısı olanlarda 16 ve 18 numaralılar dışındaki virüslerin yol açtığı ‘kanser öncesi lezyonların’ artmış olduğunu gösteren bulgular endişe vericidir. Aşının etki süresi bugünkü bilgilere 5 yıldan biraz fazladır. Bu sebeple de 10 yaşında aşı yapılan bir kız çocuğunun 10 sene sonra korumasız kalması muhtemeldir. Bu kızlara tekrar aşı yapılması gerekecek, aksi takdirde aşı bir işe yaramayacaktır.
Yan etkileri korkutuyor
HPV aşılarının son derece emniyetli olduğu söylense de, aşının kullanımı yaygınlaştıkça bu konudaki şüpheler de artıyor. Amerika’da bugüne kadar aşıyla ilgili 12 bin 424 yan etki bildirildi. Bunların yüzde 94′ü ciddi olmayan yan etkiler olmakla beraber yüzde 6 oranında anaflaktik şok, şuur kaybı, sara nöbetleri ve felçler, düşük ve erken doğumlar gibi hayatı tehdit eden tablolar da var.
Bunlar içinde en korkutucu olan ise 32 kızın aşı yapıldıktan sonra çeşitli sebeplerle ölmeleri. Aşı ile ölümler arasındaki ilişki kesin olarak ispatlanmamış olsa bile gene de endişe duymamak imkânsız. HPV aşısının karsinojenik (kanser yapıcı) ve genotoksik (genler üzerine zararlılık) etkilerinin olup olmadığı da bilinmiyor. Aşının bir mahzuru da kadınları ‘Nasıl olsa aşı oldum’ fikriyle doktor kontrolünden ve düzenli smear testlerinden uzaklaştırması ihtimali. HPV aşısının ‘ilk cinsel ilişkilerine karı veya kocalarıyla girecek ve ömürlerini bu şekilde sürdürecek çiftler için’ tamamen gereksiz olduğunun da özellikle altını çizmek isterim.
***
Gelelim neticeye
Aşının maliyet-etkinlik analizi de negatif. Bu, kısaca ‘aşıya verilen para boşa gidiyor’ demek. Aşıya harcanacak paranın kadınların eğitilmeleri ve düzenli smear testleri yaptırmalarının sağlanmasına ayrılması çok daha doğru bir yaklaşım. Çünkü ‘düzenli olarak bu testi yaptıran hiçbir kadın rahim ağzı kanserinden ölmüyor’. Üstelik aşı olan kadınların bile düzenli olarak smear testi yaptırmaya devam etmeleri gerekiyor. Eh, o zaman ben bu aşıdan ne anladım.